selam
indidem
(zarf)
1. Aynı yerden
2. Aynı kaynak ya da kökenden
indidem – Latin is Simple Online Dictionary https://share.google/qd6VSYxNIz9G9sj1Y
This is the post excerpt.
selam
indidem
(zarf)
1. Aynı yerden
2. Aynı kaynak ya da kökenden
indidem – Latin is Simple Online Dictionary https://share.google/qd6VSYxNIz9G9sj1Y
Şimdiyi ilk düşündüğümde köye gidiyorduk annem ve babamla. Arabayı babam sürüyordu, annem yanında her zamanki sessizliğiyle uçsuz bucaksız bozkırlara bakarken arabanın biryerlerini endişeyle sımsıkı tutuyordu kesin, çünkü tali yol bozuktu. Ben galiba 13-14 yaşımdayım, kesik kottan şortumla ilkgeçliğin ilk günlerinde arabanın arka koltuğunda sıkılmaktayım tek başıma. Abim nerde acaba…
Bozuk yoldan taşlar arabaya çarpıyor, sesleri dinliyorum giderek büyüyorlar, büyüdükçe bendeki alan büyüyor seslerle dolan, sonra bir merak uyanıyor. Şimdi bu taş arabaya değdi dediğimde geçmişte kalan an. Önce bir şeyi olduğu an söylemenin imkansızlığı büyüyor, içimde bir hayret. Sonra zaman mevhumu çıkarıp getiriyor soruları. Şimdi ne zaman? Geçmiş zaman mı yani bahsettiğim şimdi? Akdağmadenine giden bozuk yolda kırıldı zaman. Şimdi imkansız bir an gibi geçip geçip gitti yanımdan hiç durmadan. Geçti şimdi buradan da. Böyle işte.
Şimşim dede vardı Belen köyde. Belen dünyanın en güzel köyüdür benim evrenimde, ben orada büyüdüğümden. Evimiz okulun lojmanı, tüm sınıflar tek derslikte, annem öğretmen, ben minik bir kız çocuğuyum. Şimşim dedenin bastonu var, okul binası ve lojmanı saran bahçenin dışındaki yoldan bastonunu yere vurup “şim şim şim şim kızım” diye şarkı söylüyor. Ben onu görünce başlıyorum oynamaya, eğleniyoruz. Cebinde kesin var birşeyler, en çok mandalin. Çıkarıveriyor tupturuncu hediyesini cebinden, akıyor yaşlı köylü güzelim ellerinden minicik ellerime bir damla can. Şimşim dedem geldi diye sevinçle yola koşan kız çocuğu neşen, şimdi nerede?
Kim di dem? Hangimiz? Kaçımız? Ötemiz berimiz. Sağım solum sobe. Bir an var. Zaman yok. Üç gün geçmiş ama yok. Gün var gece var. Şimdi bir dem var.
Şimdidem buraya kadar.
cant you just put me into a sleep
in disguise of a beautiful day
And dance the dance
dream the same dream with everyone else
Cant you just settle
with any of the ways you walked a little
Don’t you see the question which or why
just doesnt really matter
it’s gonna end soon
in dreams, we all fall from trees,
and we all walk around naked
in shame and pain
we all feel scared
And we are all being chased in
never-been-before places
and the voices
sentences to this and that
we all can hear them in dark cells
some dont bother
You cant help but listen
list’em one after the other
take long trains that dont
fall in line with or follow each other
nor do they matter
night after night
day after day
tired in every way
As he once said things have changed
Strange times we’re living in
Now I let them decide
when to work when to rest
when to eat and sleep
It has come to this
my apologies
big time travellers that go on and on
me respects thee
Am I a traveller?
No. I’m a tourist
I stop frequently.
Gemini çevirisi:
beni öylece bir uykuya daldıramaz mısın
güzel bir gün kılığında
Ve dansı dans etsek
herkesle aynı rüyayı görsek
Öylece razı olamaz mısın
biraz yürüdüğün yollardan herhangi birine
Görmüyor musun hangisi ya da neden olduğu
aslında hiç fark etmez
yakında bitecek
rüyalarda, hepimiz ağaçlardan düşeriz,
ve hepimiz çıplak dolaşırız
utanç ve acı içinde
hepimiz korkarız
Ve hepimiz kovalanırız
daha önce hiç olunmamış yerlerde
ve sesler
şuna buna dair yargılar
karanlık hücrelerde hepimiz duyabiliriz onları
bazıları umursamaz
Sen dinlemeden edemezsin
listele onları birbiri ardına
bir sıraya girmeyen ya da birbirini izlemeyen
uzun trenlere bin
zaten bir önemi de yok
gece ardına gece
gün ardına gün
her bakımdan yorgun
Bir zamanlar onun dediği gibi, işler değişti
Garip zamanlarda yaşıyoruz
kararı onlara bırakıyorum
ne zaman çalışılacağına ne zaman dinlenileceğine
ne zaman yemek yenip ne zaman uyunacağına
Olay buraya kadar geldi
Kusura bakmayın
durmadan devam eden büyük zaman yolcuları
size saygı duyarım
Ben bir yolcu muyum?
Hayır. Ben bir turistim
Sık sık duraklarım
En ince telin en tizinden sızı
Girsin içeri de açılsın bu düğümün gözü
Geçmiş ateşinden sönmeyen közü
Bağışla gözyaşına tuttuğun sözü
Bütün sesler sonsuza
Bütün sular denize
King of a time, fool of another, little princess, queen, and some witches, somewhat of a show says the critic, sometimes a work of art, rare, precious therefore, but needs polishing. Funny mocks the serious, calm depreciates excitement, anger stabs forgiveness and vice versa vesselam. A chorus, always ready to intervene.
Silence breeds speeches that fall upon deepest thoughts, yet they rise back from the ground and like mist it covers every street of the town, all doors and windows shut and it certainly is dark.
Shut it, don’t want to hear your crazy thoughts you dirty mind! She screams in silence.
You must confront, understand, sometimes stand under, sometimes underestimate, hopefully negotiate, and love what comes from underground.
Take a walk in the streets with whoever there is, and you’ll hear sarcasm in the shape of riddles to be solved from your back so instantly that it’s wild, and between every line and move, they will be watching you, giggling and whispering the shortest and the sharpest.
Secret meetings in bathrooms and lifts.
Lucky if it’s one of you talking. Often, visitors out of nowhere have already started to put forward their heads and opinions inwards before you finally recognize their voice and try responding backwards in time. Strangers stop by occasionally. They are strange, long story short.
Courage has become heroic as it’s always stepped on assumed grounds that are often too vulnerable to emotional whatever.
Reactions vary. She can go to sleep. She might stay for another while. She may run and hide. She may applaud. She may cry or laugh or both.
She is so and so. Sometimes she says so. Some call it confidence. Some call it independence. Some say she lacks these. Some think she has too much of those. Shadow of a time, rain or bow or arrow of another. She doesn’t mind anymore, she says.
And for some, it does not matter, either. They are her friends. It’s not so crowded with them, but even when it is so, it doesn’t bother. Still, now and then she smiles carefully, takes deep breaths and exhales thanks.
Gemini çevirisi:
De’fine
Bir zamanın kralı, bir başkasının budalası, küçük prenses, kraliçe ve bazı cadılar; eleştirmene göre biraz bir gösteri, bazen bir sanat eseri, bu yüzden nadir ve değerli, ama cilalanmaya ihtiyacı var. Komik olan ciddi olanla alay eder, sakinlik heyecanı küçümser, öfke bağışlamayı bıçaklar ve tam tersi vesselam. Müdahaleye her an hazır bir koro.
Sessizlik, en derin düşüncelerin üzerine düşen konuşmalar doğurur; yine de o konuşmalar yerden geri yükselir ve bir sis gibi kasabanın her sokağını kaplar, tüm kapılar ve pencereler kapalıdır ve kesinlikle karanlıktır.
Kes sesini, senin çılgın düşüncelerini duymak istemiyorum seni kirli zihin! Sessizlik içinde çığlık atıyor.
Yüzleşmeli, anlamalı, bazen altında durmalı, bazen küçümsemeli, umulur ki müzakere etmeli ve yeraltından geleni sevmelisin.
Sokaklarda her kim varsa onunla bir yürüyüşe çık; arkandan çözülmesi gereken bilmeceler şeklinde öyle aniden yükselen bir alaycılık duyacaksın ki bu vahşice; her satırın ve hareketin arasında seni izliyor, kıkırdıyor ve en kısa, en keskin olanı fısıldıyor olacaklar.
Banyolarda ve asansörlerde gizli toplantılar.
Konuşan sizden biriyse şanslısınız. Çoğunlukla, hiç yoktan gelen ziyaretçiler, siz sonunda onların sesini tanıyıp zamanda geriye doğru yanıt vermeye çalışmadan çok önce, kafalarını ve fikirlerini içeriye doğru uzatmaya başlamış olurlar. Yabancılar ara sıra uğrar. Gariptirler, uzun lafın kısası.
Cesaret kahramanca bir hal aldı, çünkü her zaman duygusal her neyse ona karşı fazla savunmasız olan varsayılan zeminlere basıyor.
Tepkiler değişir. Uyuyabilir. Bir süre daha kalabilir. Kaçıp saklanabilir. Alkışlayabilir. Ağlayabilir ya da gülebilir, ya da her ikisi birden.
O öyle ve böyledir. Bazen öyle söyler. Bazıları buna özgüven der. Bazıları bağımsızlık der. Bazıları bunlardan yoksun olduğunu söyler. Bazıları ise bunlara fazlasıyla sahip olduğunu düşünür. Bir zamanın gölgesi, bir başkasının yağmuru ya da yayı veya oku. Artık umursamıyor, öyle diyor.
Ve bazıları için bunun da bir önemi yok. Onlar onun arkadaşları. Onlarla o kadar kalabalık değil, ama öyle olduğunda bile bu rahatsız etmiyor. Yine de, arada sırada dikkatlice gülümsüyor, derin nefesler alıyor ve teşekkürlerini veriyor.
Seni benden beni senden
ayıra ayıra
ay ıradı
bir kazık
sırtımdan ve göğsümden çıkık
ağır bir tabut taşıyorum
ölmedim de
yaşıyorum
arada bir düşüyorum
birden çözülüyor dizlerin bağı
vuruluyorum birkaç el
göğsümden bir kafeste
uçuşan bir kuş ıskalanıyor
siyah bir kan sızıyor
yaralar açık
birden parlıyor ateş
gözyaşları
perişanlık
öldürüyor
yaşamak
suç değil
bu benim
dirseklerim dizlerim
sımsıkı bu ellerim ve kapanmış tüm gözlerim
saatli patlak bomba
kalbim
zaman geçiyor yanından
uykunun
kederin
ben giderim o gider
o da gider
o da gider
onlar mı kim
sevginin ölmemesi
baktıkça bakar durur
sonsuz açık gözleri
mümkün mü dersin yani
bir düğümün
kendinden çözülmesi
ellerimi
gözlerimi
açabilir miyim
sakince bırakabilir miyim
tuttuğum bu nefesi
ağlamadan
çığlıklar atmadan
yerlere kapanmadan
yalvarıp yakarmadan
karalar bağlamadan
yarası bir yüreğin
yüreksizlikten
iyidir
hiç durmasam
bıraksam
uçurumda bir sal gibi
nehir uzun
yar derin
gök serin
düşüyoruz
belki de uçuyoruz
ikisi birden olabiliyor
ayrılıyoruz
havaya ve toprağa karışıyoruz
kırılıyor renklere güneş etrafımızda
sonra gece gelecek
karanlık içimizde
kuyruklu bir yıldız var
şuralarda bir yerde
yeni ay
suyun düştüğü yerde
bir yengeç
yosun yiyor kayadan
kıskaçlarıyla
Kendimi tutmuş bulunuyorum
Balıkçılar tarafından
Saçlarımdan
Rapunzel dedi biri
Gittim hemen camı açtım
Onlar çekti ben ağladım saçımı
İnce gördüm balık arkadaşımı
Bir dans gibi uygun adım
Bir de suda yedi adam
Çekti ağları sudan
Rüzgara saldığım
Hürmüz sanırsın adım
Koca yalan
Mümtaza da bi uğradım
Yedi cihanın en güzel gülleri
Her bir yanını sarsa
Değil mermer oyulup elmas
Zümrüt yakut kakılsa
Mahali bir mezardır
İçinde belki yardır
Şimdi başka diyardır
Kuşlar burda çoktandır
Yalnız tadı eksik ama
O da olur zamanla
Kısık ateşte uzun uzun
Dokuyorum iplerini ağın
Aramızdaki bağın
Rüyada geceleri
Söküyorum sonra geri
Gözlerim yolda diye
Birini bekliyorum sanma
Bir adım ki o benim
Tutuyorum kendimi
Saçlarımdan
Balıkçılar tarafından
Bulunuyorum
Balıktan hiç basetmedikti
Belki onu yakalıyorum
Beklemesem de gelir biri bir yoldan
Birdenbire benimle
Sanki aynada kendiyle
Ya da can kardeşiyle gibi
Konuşur
Rahat
Seyrinde
Kesilip bir davet gözlere
Bir kapı duvar yıkılır
Bir ışığa çıkılır
O ışığın siminden bir hikaye dokunur
Göz birliğiyle yazarı suçsuz bulunur
Seyre koyulur gemi
Sular mı onun evi
Derken sahilde kimi
Bazen içinde biri
Belki yakaladım onu
Saçlarımla
Her an yeni tanışmış gibi
Aynı heyecanla derim sanma
Aynı sükunla ağır ağır
Ayırmadan göz ucundan
Sarkarak kapılardan camlardan
Korkmadan merakla canlı
Fazla yormadan tatlı tatlı
Çok da sormadan, razı
Sükunla ağır ağır
Ayırmadan göz ucundan
Sarkarak kapılardan camlardan
Korkmadan merakla canlı
Tamam bazen çok heyecanlı
Değilmiş gibi bazen haklı
Kondurup havalardaki aklı
Biraz farklı
Biraz saklı
Değişmiş gibi ama hep aynı
Serseri
Vurgun
Deli
Sudan çıkmış balık gibi
Çırpınıp çırpınıp da kayan elinden
Beni
Buluyorum ağda
Balıkçılar tarafından
Tutmuş kendini saçlarından
Yani
Kendimi tutmuş
Bulunuyorum
Balıkçılar tarafından
Saçlarımdan