Canım sıkkın.
Dün diyetisyen kontrolüm vardı.
Koca bir hafta, aç bilaç dolaşıp tartıya çıkınca daha üçüncü haftamızda olmasına karşın yarım kilocuk vermiş olmak canımı sıktı. Daha yolun başındayız. Şimdi ağır ilerlerse sonra ne olacak acaba!
Başlangıç: 66.5
1. Hafta: 65.1
2. Hafta: 63.9
3. Hafta: 63.4 !
Oysaki nasıl da kahraman gibi çıkmıştım basküle. Zayıf olayım diye üstümdeki tüm fazlalıklaları atsam da sonucu görünce gözlerimi yamulta yamulta, panda edası ile indim aşağı.
Ben bu basküle inanmasam olur mu?
Şuncacık alet kasımı, suyumu, yağımı, boyumu ölçüyor. Ya psikolojimi. Ona bakan yok! Otu boku ölçeceğine, ölçse ya yaşadığım sıkıntıyı, azmi, eziyeti. Ona da puan verse ya. Bak onda nasıl kapıyorum puanları, bonusları.
Plöffffff
Neden böyle oldu acaba diye düşünmekten alamıyorum kendimi?
Kaçamak yaptığım tek konu pazar günü sevgili Banu'nun getirdiği boyozlardan yarım dilim yemek ve evde yapılan bir doğumgünü pastasının ucundan bir iki çatal almak. Yani o pasta bol kremalı, yağlı bir pasta değildi. Gayet sağlıklı sütlü bir pasta idi.
Almasaydın, yemeseydin be kadın o zaman!
Yemem gerekiyordu efendim. Çünkü özel yapılmıştı. Diyet yaptığımız düşünülerek evde hazırlanmıştı! A birde bir akşam İnci'nin veli toplantısına giderken bir lahmacunu indirevermiştim mideye ki. O sayılmaz. Eve gelince vicdan yapıp, uzay yürüyüşünde onbeş dakika tepişerekten yediğim lahmacunu eritmiştim. Ya da erittiğimi düşünüyorum.
Üç hafta da toplamda üç kilo kaybım olsa da bu denli ağır ağır ilerlemek canımı sıktı anlayacağınız.
İncişi almak için anneme uğradığımda tavan yapan sinirimi nasıl bastırdım peki?
Gündüz yapılan malum hanımlar buluşmasından geriye kalan bir parça tavuklu böreği ve dört parça zeytinyağlı sarmayı mideye indirerek. Bereket daha fazla kalmamış! Huzura kavuştum yaw. Töğbe estafurullah.
Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin, ya da çok verip azdırmasın. Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olurmuş. Acı acı çıkıyor şimdi o yediklerim.
Akşam uyuyamadım. Ben ki vurdumduymaz kör ayvaz kişilik, başka takılacak hiçbir mevzu yokmuş gibi o basküle takıldım...Ve gecenin sonunda diyete devam diyerek bir krizi daha atlattım.
Devam devam...
Başka yolu yok.
Paylaşayım azıcık da rahatlayayım anacım. Aman fazla fazla yemeyin. Bakın ne zor oluyor sonu :)
Sağlıcakla.
HAMİŞ 1: Her gittiğim yerde acık şundan ye diyen dost, arkadaş, bilumum şahsiyet. Rica ediyorum "Ye ye" diye üstüme gelmeyin. Ben o ikram edilenleri yer, üstüne hızımı alamayıp ikinci tabağı, hatta seni bile yerim. Nasıl bir savaş verdiğime saygı duyun da YE YE diye ısrar etmeyin. Bozuşmayalım, dost kalalım.
HAMİŞ 2: Power Plate kâfi gelmedi diye düşünerek bu akşam mezoya başlıyorum. Tüm ısrarlarıma dayanamayan sevgili eşim bugün ilk seansı yapacak bakalım. Hadi hayırlısı. Acılı olsa da sonuçları hiç fena olmuyor. Sonuçları paylaşırım efemmm.
HAMİŞ 3: Mezoterapi Nedir?
Mezoterapi, uzun zamandan beri estetik tıpta en sık talep konusu olan lipodistrofi veya selülit konusunda en seçkin tedavi biçimini oluşturmaktadır. İlk kez 1952'de Dr. Michel Pistor tarafından uygulanmıştır. 1987'de Fransız Tıp Akademisi tarafından geleneksel tıbbın bir parçası olarak kabul edilmiştir. Fransa' da ortalama 15.000 doktor, günde 60.000 den fazla hastayı mezoterapi yöntemi ile tedavi etmektedir. Uluslararası Mezoterapi Derneğine üye olan Avrupa, Afrika ve Güney Amerika'da 14 ülkede yöntem başarı ile uygulanmaktadır.