Hüseyin Nühal Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Nühal Atsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2015 Cumartesi

Ruh Adam - Hüseyin Nihal Atsız

RUH ADAM
HÜSEYİN NİHAL ATSIZ
Ötüken Neşriyat
Eylül 2014, 59. Basım
(İlk Basım: 1972)
308 Sayfa

AFD:
  Ruh Adam, doğru olduğunu düşündüğü sözlerini yüksek sözle söylediği için, yaşam felsefesi haline gelmiş olan askerlik mesleğinden atılan Selim Pusat'ın hikayesidir. Sadece söylediği bir sözden dolayı "kralcı" olarak ilan edilmesi, devletin düzenini bozmak için yabancılarla işbirliği yaptığı suçlamalarıyla askerlikten atıldığı gibi iki yıldan fazla bir süre de, aynı görüşü paylaştığı Şeref adlı arkadaşıyla hapiste yatmışlardır. 

  Devletine, milletine bağlı bir birey oldukları halde bu tür suçlamalarla yüz yüze kalmaları Selim Pusat ve arkadaşı Şeref'in psikolojilerini oldukça bozmuştur. Şeref hapisten çıktıktan sonra Selim'e küçük bir not bırakarak intihar etmiş bu olay Selim'in tüm dengelerini alt üst etmiştir. Bu olaydan sonra Selim için yaşıyor demek zordur. Bütün gün evin içinde bir köşeden bir köşeye yürüyen, eşi ve çocuğuyla bile çok büyük bir zorunluluk olmadıkça tek kelime etmeyen, tüm insanları değersiz ve riyakar olarak gören bir Ruh Adam'a dönmüştür.

  Selim'in bir yürüyüş esnasında rastladığı Leyla Mutlak ve  eşi Ayşe'nin öğrencileri, Selim için yıllardır yaşamadığı ve unuttuğu sandığı duyguları tekrardan alevlendirmeye başlar. Ruh Adam tüm insanları riyakar olarak görür ve kendi içinde büyük problemler yaşarken tanıştığı bu yeni kişiler onu hayata döndürebilecek midir? Yoksa Ruh Adam çok daha fazla içine mi kapanacaktır?

  Ruh Adam'ın tanıtım yazısında "tarihî bir roman gibi başlayan bu eserin öyle olmadığını göreceksiniz" gibi bir cümle var. Ben tarihi bir roman olarak bile başladığını düşünmüyorum. Baştan sona psikolojik bir roman. Açıkçası ben Ruh Adam'ı sevdim, bazen olayların hangisi gerçek hangisi rüya acaba diye düşünsem de, kitabın yaşattığı bu ikilem bile oldukça güzeldi.

Altı Çizilesi:
  Yaşlı insanlar hayatın kötülüklerini göre göre kötüleşiyorlar; gönül saflığını, insan duygusunun bütün iyi tarafını kaybediyorlardı. Bu belki normaldi ama yürekleri yalnız iyilikle çarpan, dünyada yalnız iyi şeyler bulunduğunu sanan genç kızların da kötü duygulara kapılmış olması korkunçtu.

   Acizleri lâyık olmadıkları mevkilere geçiren bir devlet batar!

 İnsanlar okunmamış birer kitaptır. En basitleri hakkındaki hükmü bile tamamının okunmasına bırakmalı. Biraz derince olanların ise, iyice okunduktan sonra üzerinde az veya çok düşünmek lâzım.

  Düşmek bir şey değildir. Kalkamamak, düşkün kalmak korkunçtur.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...